Takvimler Aralık ayını gösterdiğinde Türkiye’de gündem tek bir konuya kilitlenir: Cüzdanımız.
Televizyonu açarsınız, alt bantta “Kulislerde konuşulan o rakam!” yazar. Sosyal medyaya girersiniz, “Enflasyon farkı kesinleşti mi?” tartışmaları döner. Kahvehaneden plazalara kadar herkesin dilinde aynı üçlü vardır: Asgari ücret, memur zammı ve gelecek yılın enflasyon tahmini.
Dünya Özeti olarak, haber sitelerinin dakika başı değişen spekülatif manşetlerinden bir adım geriye çekiliyoruz.
Amacımız size “Maaşınız şu kadar olacak” demek değil (çünkü bunu şu an kimse net bilmiyor). Amacımız, bu yoğun bilgi bombardımanı altında, dönen çarkların mantığını ve 2026’ya girerken cebimizdeki gerçekliği net bir şekilde görmenizi sağlamak.
İşte maaş zamları döneminin “perde arkası” analizi.


1. Asgari Ücret: Sadece Bir Maaş Değil, Ekonominin “Taban Fiyatı”
Asgari ücret görüşmeleri başladığında en sık yapılan hata, bunu sadece asgari ücretle çalışanların sorunu zannetmektir.
Oysa Türkiye gibi ülkelerde asgari ücret, ekonominin “benchmark”ı, yani referans noktasıdır.
• Neden Önemli? Asgari ücret arttığında, sadece o maaşı alanın geliri artmaz. Apartman aidatınızdan, çocuğunuzun okul servis ücretine, sanayideki ustanın işçilik fiyatından, mahalle berberinin tıraş tarifesine kadar her hizmetin bedeli “yeniden değerlenir”.
• 2026 Beklentisi: Masada iki büyük baskı var. Bir yanda yüksek enflasyon karşısında eriyen alım gücünü koruma ihtiyacı (çalışan tarafı), diğer yanda artan işçilik maliyetlerinin işvereni zorlaması ve bunun tekrar enflasyon yaratma riski (işveren ve hükümet tarafı). Bu, hassas bir terazi dengesidir.


2. Memur ve Emekli Zamları: “Hissedilen” ile “Açıklanan” Arasındaki Uçurum
Memur ve emeklilerin zam oranı daha matematiksel bir formüle dayanır: Geçmiş 6 ayın enflasyon farkı + Toplu sözleşme zammı.
Ancak işin içine psikoloji ve sosyoloji tam da burada girer.
• TÜİK vs. Çarşı-Pazar: Resmi veriler (TÜİK enflasyonu) maaş zammını belirleyen teknik rakamdır. Ancak vatandaşın markette, kirada, faturada yaşadığı “hissedilen enflasyon” genellikle bu rakamdan farklıdır.
• Kritik Soru: Aralık ayında milyonlarca kişinin sorduğu soru şudur: “Alacağım zam, benim gerçekten hissettiğim hayat pahalılığını karşılayacak mı?” Bu dönemdeki toplumsal gerilimin temel sebebi, bu iki enflasyon arasındaki makas algısıdır.

Rakamlar Değişir, Alım Gücü Kalıcıdır

Aralık ayı boyunca havada uçuşan yüzdeler, kulis bilgileri ve tahminler birkaç hafta içinde yerini resmi rakamlara bırakacak.

Ancak Dünya Özeti olarak altını çizmek istediğimiz veri şudur:

Önemli olan maaş bordronuzda yazan rakamın ne kadar büyüdüğü değil, o rakamla geçen yıla göre kaç adet ekmek, kaç litre benzin alabildiğiniz veya kiranızı ne kadar rahat ödeyebildiğinizdir. Yani asıl mesele “maaş zammı” değil, “alım gücü”dür.

2026’ya girerken görünen o ki; rakamları konuşmaya devam edeceğiz, ancak asıl mücadeleyi yine alım gücümüzü korumak için vereceğiz.

Sizin Enflasyonunuz Kaç?

Resmi rakamlar bir yana, sizin hanenizin “hissettiği” yıllık enflasyon sizce yüzde kaç? 2026’dan ekonomik olarak beklentiniz nedir? Yorumlarda dertleşelim.

Yorum bırakın